> English
Haber ara:
     
 
 
 
  Doğu Perinçek'in Aydınlık'taki başyazısı: (11 Nisan 2009)  
69'duk 9 kaldık
 
MİT Müsteşarlığı, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yolladığı yazıda "Ergenekon Örgütü Şeması" nda 69 kişinin bulunduğunu bildirmişti. Ancak Şema'nın kapağı resmen kaldırılmadı.
Ne var ki, Şema ellerdeydi. Zaten Aydınlık, 8 Şubat 2009 günlü sayısında yayımlamıştı.
Şema'da veya İddianame'de olduklarını öğrenenler, adalete yardımcı olmak için, "Benim ne ilgim var" diyerek tek tek açıklamalarda bulundular.

ERGENEKON DAVASI'NIN DUVARA TOSLAMAMASI İÇİN
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, ne de olsa amiral gemisinde, daha bu işin başında yetkililere, "Ergenekon Davası'nı sakın sulandırmayın" dedi. Hakkını teslim etmek gerekir, "Önyargıları, kin duygularını, intikam heveslerini temizleyin ki, Ergenekon Davası duvara toslamasın" uyarısı da O'na aittir. (20 Mart 2009)
Koskoca Ergenekon'u duvara toslatmanın alemi yok!
Kaldık 68 kişi!

"BENİM NE İLGİM VAR"
Geçende Uğur Dündar, Star ekranından feryat ediyordu: "Benim Ergenekon'la ne ilgim var."
Hukuk Devleti'ne ve bağımsız yargıya sonsuz saygımız nedeniyle "kimin ilgisi var" diye soramıyoruz.
Kaldık 67 kişi!

"BENİM ADIMI NİÇİN KOYDUNUZ"
Hürriyet yazarlarından Tufan Türenç, daha kuşkucu, "Ergenekon'la bir ilgisi var mı" diye inceden inceye araştırmış. "Defalarca okumama rağmen, İddianame'ye neden adımızın konduğunu anlayamadım" diyor. (27 Mart 2009)
Ergenekon sanıkları da İddianame'yi defalarca okuyor; neden adlarının konduğunu anlayamayınca, bu kez İkinci İddianame'yi okuyorlar. Yine anlayamayınca, kusuru kendilerinde buluyorlar. Üçüncü, Dördüncü İddianame gelir, o zaman anlarız diyorlar.
İddianameleri anlamaya çalışmayanların isimlerini siliyoruz.
Kaldık 66 kişi.

ALLAHIMIZA BİN ŞÜKÜRLER OLSUN
Unutmadan hemen kaydedelim: Bu Ergenekon İddianamesi'nin en önemli özelliği, basınımızın ve iş dünyamızın seçkin mensupları hakkında dedikodulara dayandığı zaman, hemen o anda sulanıyor olmasıdır; oysa Türkiye'nin temellerini oyarken, şeytan kulağına kurşun, kupkuru kalmasıdır.
Nitekim Hürriyet yazarlarımızdan Enis Berberoğlu, Ergenekon Şeması'nda ismini görünce, "o dedikoduyu nerden ürettiniz" diye yazdı. (27 Temmuz 2008)
İddianame'de diğer Ergenekon şüphelileri hakkında hiçbir dedikoduya yer verilmediği için, önce savcılarımıza, sonra Allahımıza bin şükürler ediyoruz.
Şema'nın dedikodulardan temizlenmesi için gereği yapılıyor.
Kaldık 65 kişi,

ÖZGÜRLÜĞÜMÜ ÇOK SEVİYORUM
Hürriyet yazarı Şükrü Küçükşahin mesleğini çok seviyor. Diyor ki, "Ergenekon İddianamesi'ne de girmişiz. Demek ki bazı savcılarımız da gazetecilik yapılsın istemiyor." (30 Mart 2009)
Aynı savcılar ve hatta yargıçlar da, partilerin anayasa güvencesi altında özgürce faaliyette bulunmasını o kadar çok istiyorlar ki, bazı parti yöneticileri 29 Mart 2009 seçimlerine onlar sayesinde Silivri L Tipi'nden katılıyorlar.
Ergenekon Şeması'nı Şükrü Bey'in meslek sevgisine ve özgürlüğüne göre düzeltiyoruz. Aydınlıkçılar zaten gazeteci sayılmaz.
Düştük 64 kişiye.

GAZETECİ GİRDİ "TERÖRİST" ÇIKTI
Cumhuriyet'in köşe yazarı Mustafa Balbay, Temmuz dalgasında "gazeteci girdim, gazeteci çıktım" diyordu. Oysa birisi Parti Başkanı girmiş, "terörist" olarak içerde kalmıştı.
Balbay'ın bu Ergenekon Terör Örgütü'yle hiçbir ilgisi bulunmadığı konusunda ülkemizin en seçkin gazetecileri güvence verdiler.
Artık 63 kişiyiz.

OBAMA ANITKABİR'DE
İlhan Selçuk Ağabey, geçenlerde köşesinde yazıyordu, Emniyet ifadesinde, "Bizi bu Ergenekon'a katıp davayı sulandırmayın" diye soruşturmacıları uyarmış.
Bu tarihi uyarıyı Savcı Zekeriya Öz anlamadı ama Obama anladı ve okyanusları aşıp Anıtkabir'i ziyaret etti. Duymadınız mı "Ilımlı İslam" bile demedi!
Sağdan sayıyoruz, 62 mevcutluyuz.

ÜST DÜZEY BEKLENTİLER
Ferda Paksüt, İkinci İddianame'yi okuyunca, kamuoyu önünde şaşkınlığını ifade etti. "Böyle bir şeyi beklemiyordum" dedi.
Ergenekon Terör Örgütü, üst düzey beklentilere uyumlu olmalıdır, değil mi!
Şu anda 61 kişiyiz.

SOROS GİBİ TANIĞIN OLSUN
Ethem Sancak'ı 2001 yılında Şema'ya koymuşlar. Savcılar 2008 yılında kendisinin bilgisine başvurdular. Bilgi müthiş! "Beni Soros'tan sorun" dedi.
Soros'tan sormaya ne hacet, 2001'de Doğu Perinçek'in arkadaşıydı, şimdi "Tayip Erdoğan'ın sevdalısı."
Etmem Sancak, Şema'da olduğunu öğrenince o kara sevdaya tutulup, çöllerde Tayip Erdoğan'ı aramış ve vuslata ermişti.
Şema'nın kudreti!
İndik altmış buçuk kişiye.

CEKETİMİZİN DÜĞMELERİNİ İLİKLİYORUZ
Diğer işadamlarımızın Soros'u tanık göstermeye ihtiyaçları bile yok. Onların yerine "ceoları" açıklamada bulunuyorlar: "Beyefendinin o Ergenekon'la ne ilgisi olabilir"
Ceketimizin düğmelerini ilikliyoruz. Ergenekon birden hafifliyor.

OBAMA SULTANAHMET CAMİİNİN AVLUSUNDAKİ ŞAŞI KEDİYİ
BİZE TERCİH ETTİ
Biz, bu vaziyette Atlantik Okyanusu'ndaki teknede 42 kişi kaldık. Ufuktan geçen gemilere, belki içinde Obama vardır diye mendil sallıyoruz. Ama o, uçakla üzerimizden geçmiş, aşağıya bakıp bizim mendilimizi görmüyor. Dahası bir türlü fikir değiştirmiyor, "Ermeni Soykırımı" konusunda hâlâ aynı görüşteymiş, Kürtlerimizin "azınlık" olduğunu ilan ediyor ve Afganistan'a Mehmetçik istiyor. Obama, Ökümenik Bartholemeos'u ziyaret ediyor ve Lozan'a rahmet okuyor.
Yine de Obama'dan vazgeçmiyoruz, koşuyoruz, bir kısmımız Anıtkabir merdivenlerinde, diğerlerimiz Sultanahmet Camiinin avlusunda bağdaş kuruyor, Obama'nın üzerimizden uçakla geçerken görmediği mendilimizi önümüze seriyoruz. Obama, kolunda Tayyip Erdoğan'la önümüzden geçiyor ve bizim yüzümüze bile bakmıyor. Gidiyor, orada şaşı kediyi seviyor. Obama'ya bakarken Tayyip Erdoğan da şirinleşiyor.

YILDIZLARIN AĞIRLIĞI
Hatırlarsınız, Tuncay Güney'in mülâkatı, televizyon ekranlarına düşmüştü. Üç genelkurmay başkanı, üç jandarma komutanı ve generaller fakir kullarınızla birlikte tek tek sayılıyordu.
O an Fenerbahçe Orduevi'nde Tuncay Güney'in "meczup" olduğu gerçeği fark edildi.
Gazeteciler, komutanlarına Emekli General Veli Küçük'ü sordular.
Kimse tanımıyordu.
O zaman ben mecburen Mahkeme'de şu açıklamayı yapıyorum:
"O Yüksek Askeri Şura toplantısına, ben kara gözlükler takarak girdim, bıyıklarımı da kesmiştim. Veli Küçük'ü generalliğe ben terfi ettirdim".
Bu itirafım, tutanaklara geçiyor.
O inandırıcı açıklama, hem kurumun itibarını kurtarıyor, hem de Ergenekon'un kazan mevcudunu düşürüyor.
Hesabı şaşırıyorum, Ergenekon Şeması'nda kaç kişi kaldık?

EYMÜR'ÜN DÜZ HESABI
O sırada, Eski MİT Kontrterör Merkezi Başkan Vekili Mehmet Eymür imdadıma yetişiyor, hesabı düzleyen tarihi açıklamayı yapıyor:
"Ergenekon Davası'nda Doğu Perinçek grubu dışında hiç kimse hakkında menfi bilgi yoktur."
12 Mart ve 12 Eylül sıkıyönetim bildirileri kulağımda yankılanıyor: "Marksist- Leninist ve hatta Maoist.."
Gazetelere bakıyorum, 21. yüzyıldan "Çin'in yüzyılı" diye söz ediyorlar.
Şema'yı açıyorum, Mehmet Eymür'ün "referansı" na göre, tek tek Ergenekon Şeması'ndaki "menfi"leri sayıyorum:
Doğu Perinçek bir, Nusret Senem etti iki, Ferit İlsever üç, Serhan Bolluk, Adnan Akfırat, Emcet Olcaytu, Hikmet Çiçek ve Hayati Özcan. Kıbrıs Gazi'si Muzaffer Tekin'i nasıl unuturum. Daha dün, duruşmalarda İşçi Partisi'ne üye oldu.
Ettik mi dokuz!
Bir de, "Benim bu Ergenekon'la ilgim yok" diye beyanatta bulunma şansına sahip olmayan Org. Eşref Bitlis.

BAĞIMSIZ MAHKEMELERE SONUNA KADAR GÜVENİN!
Şema mevcutluları dönüyoruz, 60 şema arkadaşımıza bütün samimiyetimizle ve meraklı bakışlarla soruyoruz:
- Bizim Ergenekon'la ne ilgimiz var?
İşte o zaman Hukuk Devleti'nin büyük hakikatini hepsinden tek tek öğreniyoruz:
"Türkiye'de bağımsız mahkemeler var, hukukun üstünlüğüne herkes güvenmeli. Tarafsız yargıçlarımız, emin olun ki sizler hakkında gerçeği araştıracak ve adil bir karara kesinlikle varacaklardır."
Yüreğimize ferahlık doluyor, bir "oh" çekiyoruz.
Biz İşçi Partililer ve Şehit Org. Eşref Bitlis sayesinde, Ergenekon Davası duvara toslamaktan kurtuluyor. Artık herkes rahat uyuyabilir. Çünkü "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü" sulanmayacak ve hukuk devletimizi sel basmayacaktır.
Yaptığımız işin büyüklüğüne bakıyorum, gurur duyuyorum.
Not: Sayın Veli Devecioğlu ağabeyim, bu yazıyı okuyunca, hukuk devletine sonsuz güvenim nedeniyle mutlaka beni telgrafla kutlayacaktır.
 
 
İşçi Partisi Genel Merkezi © 2006 | İşçi Partisi Propaganda Bürosu
İşçi Partisi Genel Merkezi Toros Sokak No: 9 Sihhiye - ANKARA
Tel: 0.312.231 81 11 Faks: 0.312.229.29.94